İnsanı anladık da mekanın olumlusu nasıl oluyor? diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
Anlatayım.
Kapalı alanlar, içlerine hapsettikleri eşya ve insanların enerjisini alır çoğaltır içeride çevirir durur. Bu sebeple, zamanınızın çoğunu kendi kapalı ama adı açık olan ofislerde, AVM’lerde geçiriyorsanız, muhtemelen bir anda üstünüze çöken mutsuzluk, kalabalık içinde yalnızlık, öfke, kırgınlık gibi yoğun duygu bombardımanıyla telef oluyorsunuz demektir. Özellikle metropol insanının en büyük hatasıdır kapalı alanda uzun süre sıkışıp kalmak. Nasıl ki klimalar içerideki ağırlaşmış ve mikroplu havayı döndürüp dolaştırıp size geri püskürtüyorsa, bu tip kapalı alanlar da aynı işi enerji boyutunda icra etmekteler.
Siz bir başınıza olumlu duygular besleyerek girdiğiniz bir mekanda onlarca yüzlerce mutsuz, huzursuz insanla auranızı etkileşime soktuğunuzda, kaçınılmaz sonuç olarak birkaç dakika içinde aynı duygu ve düşünceleri sanki onlar size aitmiş gibi soğurmaya başlamaktasınız.
Bundan kurtulmanın yolu ya olumlu insanlarla bir araya gelmek ya da açık havada zaman geçirerek topraklanmak ve şarj olmak. Açık havada ağaçlar/çiçekler/toprak, deniz/dere/göl ve rüzgara maruz kalmak, bir kamp ateşinin başında oturmak, güneşi veya gecenin içindeki ay ve yıldızları seyretmek bize huzur verir. Öncelikle doğa dediğimiz mekan sınırsızdır, sonsuzdur. Ne sizin evinizden, işinizden, eşinizden taşıdığınız iç ve dış kaynaklı olumsuzluklar sıkışıp kalır çevrenizde, ne de bu sınırsızlık içinde birikmiş bir ağır enerji mevcuttur.
İlaveten dört elementin tüm sağaltıcılığı en saf haliyle hizmetinizdedir.
Özetle…
Şifalanmak istiyorsanız sayıca ve nitelik olarak yüksek enerjili insanların yoğun olduğu yerlerde bulunun. En güzeli ise böyle insanlarla birlikte doğaya kaçın mümkün olduğunca.
Şarj edin kendinizi en sınırsız kaynaktan… Doğadan, en doğalından.